Tanıtım

 

Şehir ve Bölge Planlama geniş bir tanımlamayla mekanın fiziki ve sosyal boyutlarını geçmişten bugüne taşıdığı tüm bileşenleri ve sorunları ile birlikte araştırarak değerlendiren ve geleceğe dönük ekonomik, politik, işlevsel, sosyal ve fiziksel tasarımlar üreterek gelişimine yön veren çok disiplinli bir meslek alanıdır.

 

Dünyada Şehir Planlama mesleğinin doğuşunun, hızlı ve aşırı sanayileşme sürecinde çöküntü haline gelen kentsel mekanda ortaya çıkan çeşitli çevre problemlerinin kontrol altına alınabilmesi ve sorunların aşılabilmesi için yöntem arayışı sürecinde ortaya çıktığı ifade edilir. Bununla birlikte kent planlamanın sadece liberal mülkiyet eksenli değil aynı zamanda özellikle 19. yy’da yaşanan ütopist evresinde, sosyalizm ile içi içe geçtiği görülür. Kent planlamasının bir disiplin olarak mimarlıktan ayrılması açısından öncü deneyimlerden ilki İngiltere’de sanayileşmenin sonuçlarıyla boğuşan kentlerde yürütülen sağlık taramaları bulgularını değerlendiren ve kenti sağlıklı hale getirme amaçlı çıkarılan yasaların üretildiği pragmatist yaklaşımlar olarak belirtilir. Diğer önemli öncü deneyim de Paris’te Napoleon III öncülüğünde tüm kentin yıkılıp ve yeniden inşa edildiği sürecin yaşandığı 19.yy ortasındaki Haussmann deneyimidir.  Tüm bu yıkıcı ve yaratıcı deneyimleri takip eden süreçte uygulamalar çeşitli açılardan eleştirilerek geliştirilmiş ve gittikçe mimarlıktan ayrılarak başlı başına çok disiplinli bir meslek ve uğraş alanı olan kent planlama disiplini temelleri atılmıştır.

 

Türkiye’de de planlama uğraşının bir meslek alanı haline gelmesi aslında cumhuriyetin modernleşeme ve aydınlanma perspektifiyle birlikte şekillenmiştir. Kentsel mekanın düzenlenmesi ve kontrol altına alınması için daha önceleri de çeşitli yasal düzenlemeler ve çalışmalar yapılmış olsa da kapsamlı bir meslek alanı olarak tanımlanması ve planlama çalışmalarının başlaması Modern Cumhuriyetin bir ürünü olmuştur.

 

Toplumda ve diğer bilim alanlarında da yaşanan paradigma değişimleri ve kırılmalar planlama alanında da kendini her evrede göstermiştir. Modernitenin bilim anlayışı perspektifinde gelişen kent planlama, 1970’lere gelindiğinde artık post modern eleştirilerle birlikte kenti çeşitlilik ve farklılıkları üzerinden okuyan, eşitlikçi bir arayış geliştiren bir yandan da akılcı rasyonaliteden iletişimci rasyonaliteye doğru kayan tekniklerle müzakereci bir perspektife oturtmaya çalışan kuramsal yaklaşımlara sahip olmuştur.

 

Her biri önemli aşamalar olan geçiş süreçlerini özet biçimde andığımız kent planlama deneyimi adına günümüzde bir değerlendirme yapılması gerekirse özellikle ilkelerinin ve ödevlerinin anılması gerekecektir. Örneğin bireylerin çıkarları yerine toplumun ortak değerlerini ve çıkarlarını ön plana koyduğu için toplumsal adalet, güç dengesinin egemen olandan değil de dezavantajlı toplumsal gruplar açısından güvenceye alma arayışında olduğu için eşitlikçi, karar üretme aşamalarında şeffaf ve katılımcı kurguyu geliştirme arayışında olduğundan demokrasi ideallerinin toplumda yerleşmesi ve birlikte yaşam kültürünün korunması için önemli görevler üstlenmektedir.

 

Günümüzde dünya nüfusunun %54’ünün kentlerde yaşadığı bilinmekte ve bu oranın 2050’ye gelindiğinde %70’lere yaklaşacağı öngörülmekte. Ülkemizde ise bu oran çoktan aşılmış ve günümüzde kentleşme oranı %75’e ulaşmıştır. Bu sebeple kentlileşme hızının artarak devam etmesi kentsel politikaları ve bununla birlikte kentsel ve bölgesel planları hayati bir öneme kavuşturmuştur. Artık yaşam alanlarımızın ve geleceğimizin kıt kaynakların daha doğru kullanılması, doğal değerlerimizin ve dengemizin korunması, kültürel mirasımızın yaşatılarak korunması, yaşam kalitesi düşen kentlerimizin sağlıklı bir çevreye kavuşturulması ve gelecek nesillere dengeli yaşanabilir bir çevrenin sunulabilmesi için plancıların da bilimsel ve kültürel birikimler açısından donanımlı, vizyon sahibi ve ahlaklı bireyler olmasını gerekli kılmaktadır. Tüm bu gereklilikler sebebiyle planlama eğitiminin ülkemizde seyri ayrıca değerlendirilmeli ve önemsenmelidir.

 

Yukarıda bahsettiğimiz serüvene sahip planlama mesleği ve planlama çalışmaları günümüzde özellikle afet sakınımı amacıyla başlayan ama daha çok kentsel mekanın değişim değerini arttırma ekseninde faaliyet yürütülen kentsel yenileme odaklı araçsal bir uğraş olarak sunulmaya ve algılanmaya başlamıştır. Mesleğin temel mottosu olan kamu yararını, toplumsal değerleri, evrensel şehircilik ilkelerini ve bilimsel doğruları savunma görevleri şehir plancılarının omuzlarındaki toplumsal bir ödev olarak varlığını sürdürmektedir.

 

Şehircilik bilim alanı ve planlama disiplininin günümüz koşullarında ulaştığı kapsam dikkate alınarak ders planları, içerikleri sıklıkla gözden geçirilmekte, yeni kavram ve uygulamalarla zenginleştirilmektedir. Yıldız Teknik Üniversitesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü’nde verilen dört yıllık lisans eğitiminin programı kuramsal dersler ve planlama stüdyoları olarak düzenlenmiştir. Kuramsal derslerde, planlama alanının evrensel kavram ve ilkeleri ve aynı zamanda öğrencilerin mezun olduklarında meslek pratiğinde kullanacakları bilgi ve beceriler verilmektedir. Planlama stüdyoları ise seçilen kentlerde uygulamalı olarak yapılmakta analiz-sentez-planlama süreçleri öğretilmektedir.

 

Yıldız Teknik Üniversitesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü, lisans eğitimi vermek üzere kurulduğu 1982 yılından itibaren her yıl üniversite giriş sınavı ile 50-60 civarında lisans öğrencisi kabul etmektedir. Bölümün iki Anabilim Dalı’nda (Şehircilik; Bölge Planlama) görevli 45 kişilik öğretim kadrosu ile lisans ve lisansüstü (yüksek lisans ve doktora) eğitimi verilmektedir. Bölümümüzde 2017 yılı itibariyle 379 Lisans, 229 yüksek lisans ve 68 doktora öğrencisi öğrenim görmektedir. 1973 yılında başlayan lisansüstü eğitimi günümüzde Fen Bilimleri Enstitüsü bünyesinde yer alan beş lisansüstü programı (Kentsel Dönüşüm ve Planlama, Kentsel Mekan Organizasyonu ve Planlama, Kentsel Koruma ve Planlama, Peyzaj Planlama, Bölge Planlama) ve bir doktora programı (Şehir Planlama) ile sürdürülmektedir.